Anılarımızdakalemiyle, sazıyla, sözüyle bir anıt – İhsan Ozanoğlu

can Ozanoğlu can Ozanoğlu13/07/20201258

İhsan Ozanoğlu 15 Nisan 1907 yılında Kastamonu’da doğdu. Babası dönemin ünlü mevlithanı ve tasavvuf müziği temsilcisi olan Aşıkoğlu Ahmet, annesi devrin bilgin kadınlarından biri olarak tanınan Hafize Emine Hanımdır. Ataları çoğunlukla askeri erkândan ve bilgin kişilerden olmakla birlikte, aralarında Âşık Ali, Âşık Mehmet ve Âşık Bayraktar gibi saz şairleri de bulunmaktadır.

Ozanoğlu ilk edebiyat ve mûsiki eğitimini ailesinden, özellikle de annesi Hafize Emine Hanımdan almıştır. O yıllarda Kur’ânı Kerimi ezberlemiş, ilâhilerle birlikte yüzlerce türkü ve âşık ezgisini de belleğine nakşetmiştir. İlköğrenimini Nasrullah Mektebi’nde, lise düzeyindeki eğitimini Darü’l Hilâfe Medresesi’nde tamamlamıştır. Arap harflerinin kaldırılması ve Latin harflerinin kabulü sırasında İstanbul Öğretmen Okulu’ndan diploma almıştır. 26 Eylül 1928’de tedvin ve kanun ile yeni yazı öğretimi yetkisini de alarak Kastamonu’ya dönmüştür. Kastamonu’da hem öğretmenlere hem de memurlara Türkçe öğreten Ozanoğlu ikibinden fazla okur yazar kazandırmıştır.

1938 yılına kadar köylerde öğretmenlik yapan Ozanoğlu, bu mesleğini Kastamonu merkezinde edebiyat, müzik ve din dersleri vererek sürdürmüş, bir yandan da kendini geliştirmek amacıyla özel dersler almaya başlamıştır. Önce tefsir, hadis, âyin ve naatkârlık konularında dönemin değerli ilim adamlarından eğitim almış daha sonra özellikle o dönemde edebî ve dinî açıdan oldukça gerekli olan yabancı diller üzerinde çalışmalarını sürdürmüştür. Bir misyonerken İslâm dinini seçen M. Fethullah Efendiden uzun yıllar Arapça, Fransızca, Süryânice, Ermenice ve İbrânice dersleri almıştır. Daha sonra, öğretmenliği sırasında bilgisi, kültürü ve çok sayıda yabancı dil bilmesi gibi birçok etken göz önüne alınarak Kastamonu İl Halk Kütüphanesine Müdür olarak atanmış ve emekli olduğu l963 yılına kadar sürdürdüğü bu görevinde belge olarak önemli gördüğü bazı tercümeleri yapabilmek amacıyla zamanın Türk Dil Kurumu Başkanı Agop Dilaçar’dan Ermenice öğrenmiştir. Bu dönemde Fransızca, Acemce ve Arapça eserler de yazmıştır. Bu dillerin yanı sıra Latince ve Grekçe ile de bir süre ilgilenmiştir.

Eski metinler üzerinde yoğun bir çalışma içine giren Ozanoğlu, bu yazıları kusursuz bir şekilde kavramak düşüncesiyle; Küfi, Reyhâni, Sülüs, Nesih ve Talik gibi yazı stillerini öğrenmiştir.

Ozanoğlu, İslâmi ilimlerdeki eğitimini tamamladıktan sonra Ahmet Asım Efendiden İcâzetname almış, uzun yıllar tefsir, hadis ve füruı fıkıh okutmuştur.

Şiir yazmaya 12 yaşlarında başlayan Ozanoğlu, saz ile de aynı yıllarda tanışmıştır. Annesinden tasavvuf mûsikisi dersleri almakla başlayan müzik hayatı, aralıksız çalışmalar sonucunda yüzlerce dinî melodiyi belleğine yerleştirmesiyle devam etmiş, ayrıca keman, ud, tambur, gitar ve mandolin gibi sazları çalmayı da öğrenmiştir. Ancak İhsan Ozanoğlu medrese tahsiline devam ederken Emrah’ın torunlarından Âşık Nihâni ile yaptığı bir taşlaşmadan sonra, saz olarak onikitelliyi yani divan ve meydan sazını tercih etmiştir. Sazda ve âşık tarzında üstadı Aşık Kemâli’nin oğlu Aşık Hasan’dır. Mûsikide ise Kastamonu Mevlevihanesi Neyzenbaşı Ali Dede ve Samsun Mevlevihanesi son Postnişini Neyzen Emin Dede’dir. Ozanoğlu mûsiki ilminin bütün esaslarını bu iki üstatdan öğrenmiştir.

Daha önce belirttiğimiz gibi henüz on iki yaşında iken şiirle tanışan Ozanoğlu, o dönemde yine Annesi Emine Hanımdan koşma ve semâi tarzının bütün inceliklerini öğrenmiştir. Yakınları, hocaları ve tanıdıkları onun özellikle edebiyata ve müziğe olan ilgisini görerek, oldukça geniş kaynak ve imkanları sağlamaya başlamışlar ve Ozanoğlu bilginin içindeki yolculuğunu derin kalemiyle, sazıyla, sözüyle bir anıt İhsan Ozanoğlu Hazırlayan: Can Ozanoğlu 9 araştırmalara yönelerek sürdürmüştür.

Dârü’l Hilâfe Medresesi’nde Mevzıâi Hasene, ardından Sultâni’deki Dostlarıyla Altınışık dergilerini çıkarmıştır. Gazetecilik hayatına çok genç yaşlarda giren Ozanoğlu, Kurtuluş Savaşı sırasında Açıksöz Gazetesi’ne geçmiş, bundan sonraki dönemlerde, Doğrusöz, Kastamonu ve Yenises gibi gazetelerle çeşitli dergilerde yayımladığı makale, fıkra ve hikaye sayısı binlerle ifade edilecek rakamlara ulaşmıştır.

Kastamonu’nun tarihi eserleri, folkloru, coğrafi yapısı, turizmi, kültür ve edebiyatı ile önemli şahsiyetleri konusunda söz sahibi olan Ozanoğlu’nun bu yöndeki çalışmaları sonucu kaleme aldığı eserler Kastamonu için önemli bir kaynak oluşturmuştur. Yüzlerce kitap ve risâleye imza atan ancak bunların çok az bir bölümünü bastırabilen Ozanoğlu’nun eserleri Kastamonu’nun tarihsel ve yöresel özelliklerini, kültürel yapısını belgeleme görevini de yerine getirmiştir. İslâmi ilimler konusundaki çalışmaları ise bu gün de üzerinde durulması ve tartışılması gereken nitelikleri taşımaktadır.

Divan Edebiyatımızın incecik örgülerini kuşanarak yazdığı “Divan”.. Halk Edebiyatımızın dupduru ve renklerini hiç kaybetmeyen yapılarıyla meydana getirdiği “Âşık Sazı”..Lirizmi ve bütün heyecanlarıyla “Ömür Boyunca”.. Bu üç ana kitap çerçevesinde Onun şiiri ve şiirin evrensel gücüyle gelen etkilerle, farklı bakışlar, sesler ve duyuşlar içinde, yapılacak çalışmalarda şiirlerinden uzun uzadıya söz etmek gerekecektir.

Ozanoğlu’nun yazdığı eserlerin büyük bir bölümü Kültür Bakanlığı Kütüphanesi Arşivindedir. Milli Eğitim Bakanlığı Arşivi, Müzeler Genel Müdürlüğü, Ankara Etnografya Müzesi, Gazetecilik Enstitüsü, Türk Dil Kurumu, Kastamonu Müzesi ve Kastamonu İl Halk Kütüphanesinde de eserleri bulunmaktadır. Ankara Etnografya müzesinde eserlerinin yanı sıra içinden ve dışından on sekiz telli orijinal bir sazı yer almaktadır.

1948 yılında Ankara Devlet Konservatuarı adına yapılan 12.Derleme gezisinde Muzaffer Sarısözen, Halil Bedii Yönetken ve Rıza Yetişen’den oluşan derleme ekibi, Kastamonu’ya gelerek İhsan Ozanoğlu’ndan 80 türkü derlemiştir. Derlenen türküler arasında âşık tarzı havalarla, dinî ve dindışı olarak ayrılan havalar da bulunmaktadır. Daha sonraki yıllarda da Kastamonu ve Ankara’da Muzaffer Sarısözen ve Nida Tüfekçi İhsan Ozanoğlu’ndan türküler derlemişler, Kastamonu kültürüne hizmette hatırı sayılır çabalar göstermişlerdir. Ayrıca o zamanki adıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı Milli Folklor Araştırma Dairesi adına Yaşar Doruk tarafından, Kastamonu dinî mûsikî örnekleriyle, dindışı örnekler de yine Ozanoğlu’ndan derlenmiştir. İstanbul Üniversitesi Müzik Bölüm Başkanı Süleyman Şenel, İhsan Ozanoğlu’ndan derlenen türküleri belgelerle tespit etmiştir. 1

3 Şubat 1981 yılında kaybettiğimiz İhsan Ozanoğlu’nun, Ankara Radyosu’nda 85, Ankara Devlet Konservatuarında 135 derlemesi bulunmaktadır. Bu derlemeleri arasında, yurt çapında tanınmış olan Çanakkale Türküsü başta olmak üzere; Atlambaç Taşlarını Atlayamadım, Çıbık Lülesin Bulmuş Kahve Piştiği Yerde, Kirtmen Kızı, Şu Çırdaktan Gece Geçtim, Benden Selam Olsun, Kıyıktan Çıktım Yoruldum, Demirciler Demiri Nasıl Döverler adlı türküleri örnek gösterebiliriz.

TRT Arşivlerinde yer alan bu türküler ve daha niceleri İhsan Ozanoğlu’nun Kastamonu Kültürü adına yaptığı önemli belgesel çalışmalardan sadece bir bölümüdür. Kastamonu’nun tarihsel açıdan bakıldığında oldukça geniş bir alana olan yayılmış kültürü, yalnızca türkülerimizin zenginliğiyle bile kendini göstermektedir. Kastamonu sanatın bir çok dalında yöresel niteliklerini özgün bir şekilde belli eden bir kültür ocağı konumunu taşımaktadır. Kastamonu halkının, sanatçısından ilim adamına, bakırcısından tahta oymacısına kadar nasıl vizyoner bir çizgi taşıdığı bu yurdun en büyük devrimlerinden birinin bu şehirde yapılmasının sebeplerinden sadece biridir.

Ozanoğlu derlemeleri ile olduğu kadar “Halk Ozanı” kimliğiyle de ön plana çıkmış, arşivlere geleneksel yapıda eserler kazandırmıştır. Bu konuda yakın dönemin Folklor Araştırmaları Kurumu Genel Başkanı Dr. İrfan Ünver Nasrattınoğlu’nun, İş Bankası Dergisi Kastamonu Özel Sayısında yazdıkları ilgi çekicidir. Nasrattınoğlu yazısında konuya şöyle temas etmektedir:

“İhsan Ozanoğlu Türk âşıklık geleneğinde bir simgedir. Çünkü O, Âşık Veysel’den sonra öne sürülen bir çok iddiayı çürüten somut bir örnektir. Zirâ Ozanoğlu tahsilli bir insandı. Oysa Veysel’den sonra halk ozanlığı konusunda ahkam kesenler: “Âşıklık geleneği, Veysel Şatıroğlu ile birlikte ölmüştür!…” veya “Âşık Veysel, ozanlık zincirinin son halkasıdır” ya da, “ Eğitim düzeyi arttıkça âşıklık yok olacaktır!” demişlerdir. Biz ise bu halk sanatının Allah vergisi bir beceri olduğunu, bu beceriyi tahsille ve terbiye ile edinebilmenin mümkün olmadığını söyledik ve yazdık.”

Nasrattınoğlu bu açıklaması ile birlikte, Ozanoğlu’nun arşivlere kazandırdığı Âşıklık Geleneği ve halk müziğinin nadide örnekleri üzerinde de önemle duruyor ve şöyle diyor “Temennimiz Kültür Bakanlığı Arşivindeki Ozanoğlu külliyatının yeniden gözden geçirilerek, layık görülenlerin kitap bütünlüğünde yayınının sağlanmasıdır. Halk edebiyatı, özellikle Âşık Edebiyatı ile ilgili olan bilim adamlarımızın, İhsan Ozanoğlu külliyatı üzerine lisans ve hatta doktora çalışmaları yaptırmalarında yararlar bulunmaktadır. Çünkü O, eskilerin deyimiyle, “Nev’i şahsına münhasır’, gerçekten değerli bir ozan, değerli bir kültürsanat adamıdır.”

Can Ozanoğlu,

Kaynak: Sıla Dergisi 11. Sayı

Yorumunuz

Related Posts

SAFALAN.COMKastamonu Kültür ve Sanatına dair.

(c) 7S Danışmanlık ve Bilgi Teknolojileri, Tüm Hakları Saklıdır.

1. Basılı yayınlarda yazının tamamı ve/veya bir kısmı www.safalan.com kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
2. Akademik çalışmalarda hiçbir sınırlama yoktur.
3. Elektronik ortamda yayınlanma durumunda kaynak göstermek kaydıyla içeriklerin %40'ı alınıp yazının devamı için Safalan.com’a link verilmesi durumunda alıntı yapılabilir.