Gurbet ElçileriSANATÇI OLMAMA İZİN VERECEK MİSİN?

Necla Tuzcuoğlu Necla Tuzcuoğlu02/06/2020467

İstanbul’da doğdu. Yüksek Öğrenimini Mimar Sinan Üniversitesi Konservatuarı’nda tamamladı. İstanbul Operası’nın kurucusu Aydın Gün ve eşi Azra Gün’den ders aldı. 1998 yılında İstanbul Operası’nın solist sanatçı kadrosu imtihanını kazandı ve o günden beri bu kurumda görev yapmakta. Kendi deyimiyle o günden beri şarkı söylemekte.

Bugünkü yazımızın konuğu, Taşköprülü bir ailenin kızı olan İstanbul Operası sanatçılarından Aylin Ateş.

Kısa ve öz cümlelerle başladı sohbetimiz: “İstanbul’da doğdum. Yüksek öğrenimimi Mimar Sinan Üniversitesi Konservatuarı’nda tamamladım. Hocalarım İstanbul Operası’nın kurucusu Aydın Gün ve eşi Azra Gün idi. 1998 yılında İstanbul Operası’nın solist sanatçı kadrosu imtihanını kazandım ve o günden beri bu kurumda görev yapmaktayım. Evliyim, Tuna isminde bir oğlum var.”

Sanatı hayatın tamamına büyük bir tutkuyla sığdırmaya cüretkâr olunduğunda ve söz konusu sanat opera ise sanatçıya tek seçenek kalıyor: Sonsuz bir sabırla marine edilmiş mütevazi bir disiplin.

Bu coğrafyanın genlerinin bir sarmalında tedavi edilemez bir müzik hastalığı olduğunun farkına Safranbolulu soprano Leyla Gencer’le vardıktan sonra, Taşköprülü bir opera sanatçısının varlığını duymak da bu farkındalığın ispatı olsa gerek.

“Her tiyatro çılgın bir ilticadır, ancak bir opera tiyatrosu tedavi edilemezlerin koğuşu.” Franz Schalk

Coğrafyadan bakınca görünen bu tespite karşın Aylin’in Kastamonu hakkındaki düşüncelerini de merak ediyorduk. 

Her zaman olduğu gibi klasik sorumuzu Aylin’e de sorduk: Nerelisin? Kimlerdensin? Ailen ve Kastamonu hakkında biraz bilgi verir misin…

Aylin Ateş: Tabii… Babam Taşköprü’de doğmuş, ancak sık sık Boyabat ve Sirke köylerine yakın bulunan ve şu an esamesi bile okunmayan Kamışlı Köyü’ne akrabalarını ziyarete gittiklerini hatırlıyor… Birkaç yıl önce bir araştırma gezisine gittiğinde aile mezarlıklarımızın halen orada olduğunu görüyor… Benim babaannemin ismi Gültop, babamın babasının ismi Movses idi. Müzikle ilgili genlerimi ise sanırım Movses dedemin babası Kirkor dededen almışım. Lakabı “Çakır”mış; masmavi gözlere sahipmiş, onsuz hiçbir düğün yapılmazmış, çok güzel saz çalar şarkı söylermiş, hatta kendi besteleri de varmış sanırım.

Yoğun tempo, bizim gibi gurbette olanlar için memleket ziyaretlerine her zaman imkân tanımayan bir hayat akışı sunmakla birlikte zaman zaman sadece görev gereği memlekete gidildiği de olabiliyor. Aylin Ateş de benzer bir şekilde bir opera konseri için Kastamonu’ya gitmişti. Konser hakkındaki bütün detayları şöyle anlattı Aylin Ateş.

Aylin Ateş: Senesini tam hatırlayamıyorum ama 2000’li yılların başıydı. Kastamonu şehir merkezine İstanbul Devlet Opera ve Balesi ile bir turne gerçekleştirdik. O zamanlar Viyana’dan Esintiler adlı bir prodüksiyonumuz vardı ve o grupla gitmiştik. Çok eğlenceliydi grubumuz, şahaneydi. İşte o konsere Taşköprü’de yaşayan akrabalarım da katılmıştı. Tabii beni alıp Taşköprü’ye götürmek istediler ama onları daha sonra ziyaret edeceğimi söyleyerek bağlı bulunduğum grupla birlikte İstanbula döndüm. Ve bir daha da gidemedim oralara. Hayalimde Kastamonu merkeziyle ilgili Nasrullah Köprüsü görseli kaldı…

Her bir mesleğin kendine has zorluk klasmanı olsa gerek. Ama bazı meslekler vardır ki, mensubu olmak için yeteneğin yanı sıra epeyce ter dökmek de gerekir. Sanat ve özellikle operanın basit bir internet araştırmasından da anlaşılacağı üzere çok uzun yıllar ter dökmeyi gerektiren bir mesleki disiplin olduğunu anlıyoruz. Ve aynı zamanda her mesleğin başarılı temsilcileri, gençler ve çocuklar için de rol model oluşturabiliyor.

Opera hakkındaki her şeyi sormak istiyorduk Aylin Ateş’e. Mensubu olmayı arzuladığı bir meslek dalı mıydı opera?

Aylin Ateş: Profesyonel meslek hayatıma 1998 yılında başladım. 1991 yılında konservatuara girdim. Bizim okul 6 yıl sürer, 2 yılı hazırlık. 1991 yılından beri şarkı söylüyorum. En sevdiğim şeyi, en güzel şeyi yapıyorum.

Kesinlikle istediğim mesleği seçmiş olduğumu düşünüyorum. Opera için öncelikle ses ile birlikte kulak yeteneğinizin de olması şart. Çünkü sesi güzel insanlar var ama kulak zayıf olursa melodi açığa çıkamaz ve müzik zayıflamış olur. Bu ikisinin birlikteliği ancak müzik oluşturmaya elverişli ortam hazırlıyor.

Gençlere önerilerim şu doğrultuda olabilir: Sonradan pişman olmamak için genç yaşlarda hayattaki misyonlarını doğru okuyabilmek adına iç seslerini doğru duymayı hedeflesinler.

Neye yetenekli ve hevesli olduklarını iyi belirleyebilirlerse seçtikleri meslek ne olursa olsun başarılı olacaklarını düşünüyorum. Ben opera sanatçısı olmasaydım belki mimarlık daha sempatik geliyordu ve mimar olabilirdim. Ancak şarkı söyleme isteğim o kadar ağır basıyordu ki babamdan şunun sözünü aldıktan sonra üniversite sınavına girdim: “Babacığım ilk tercihim olan mimarlığı kazandım diyelim… eğer konservatuvar sınavını da kazanırsam sanatçı olmama izin verecek misin?” Çünkü ilk tercihimi kazansam bile konservatuvar sınavını kazandığım taktirde konservatuvar benim tek tercihim olacaktı ve bunu yürekten biliyordum. Babam baskı yapmasın diye ondan önceden söz aldım. O da beni hiç kırmadı her şeyin benim istediğim gibi olacağını söyledi ve konservatuvar sınavını kazandım. Babam da hemen piyanomu almıştı. Aslında gençlere değil de ebeveynlere öğüt vermek istiyorum. Çünkü gençler özgür bırakıldıklarında ne istediklerini rahatlıkla keşfedebiliyorlar. Bu konuda anne babaların evlatlarına baskı yapmamalarını, çocuklarının gözlerindeki kıvılcımı görmek adına onların da isteklerine saygı göstermelerini istiyorum. Ben de bir anne olarak şunu söyleyebilirim ancak: Bizlerin onlara yapabilecekleri en büyük iyilik, onları bildiğimiz tüm sanat dallarıyla tanıştırmak olacaktır. Sonrasını onların halledeceğini düşünüyorum.

Mesleğinin zorlukları neler ve nasıl opera sanatçısı olunur?

Aylin Ateş: Mesleğimizin çok zorlukları da var tabii. En başta kendinizi sporcu gibi düşünmelisiniz. Enerjinizi temsile saklamak için kendinizi 2-3 gün öncesinden kampa almanız gerekir. Uyku ve beslenme düzeni de tabii bunları kapsamakta. Ama bunlar yine kendini strese sokmadan yapılmalı zor olsa da.

Opera eğitimi almak isteyen gençlerinse bol engebeli, iniş çıkışlı, bol disiplinli bir hayatı önceden kabullenmeleri gerekir. Zaten konservatuvar 6 yıl sürüyor. Ne kadar zor olduğu süresinden bile belli. Ses kaslarınız okul bittiğinde ancak anlamış oluyor nasıl hareket edeceğini ve bu bir alışkanlığa ancak aktif bir sahne yaşantısıyla dönüşüyor. Tecrübeyle anlam kazanıyor eğitim. Bir de bizim camiada çokça kullanılan bir söz vardır ve çok severim: “Bir operacıya iki ömür lazım,” derler. Biri şan tekniğini anlamak, diğeri de uygulayabilmek için. Bu çok doğru.

Seslendirdiği ve unutamadığı roller nelerdi?

Aylin Ateş: Kalbimde yeri olan iki opera var. Biri Carmen, diğeriyse Samson Dalila operası. Üç ayrı Carmen seslendirdim. Üç ayrı Carmen şu demek oluyor: Aynı müziği değişik prodüksiyonlarda farklı rejisörlerin bakış açıları ve karakter yorumlarıyla ve aynı şekilde farklı şeflerin aynı müziği farklı yorumlamalarıyla üç farklı Carmen karakteri geliştirdim ve yorumladım. Bu da bir sanatçı için gerçekten çok büyük bir zenginlik, sanatçının en büyük hayallerinden biridir.

İlki İstanbul Devlet Opera ve Balesi prodüksiyonu, 2004 yılında Atatürk Kültür Merkezinde seslendirdim. O zaman AKM yılları. Beş sene boyunca bu kurumda Carmen rolünü seslendirdim. İki kez de bu prodüksiyonun Antalya Aspendos turnelerinde görevlendirildim.

İkincisi Antalya Devlet Operasıyla gerçekleştirdiğimiz prodüksiyondu.

Üçüncüsü ise unutamadığım yurtdışı Carmen Opera Monumental Yekta Kara prodüksiyonuydu. Fransa’nın 11 ayrı şehrini, ayrıca Portekiz’in Lizbon ve Estoril şehirlerini de kapsayan büyük bir Carmen yolculuğuydu bu. Unutamadığım anılarla dolu. Uluslararası bir prodüksiyondu. Sadece ben ve iki solist arkadaşımdan başka herkes yabancıydı.

Samson Dalila Operası ise İstanbul Devlet Operası kadrosuna girdikten bir yıl sonraki (1999) dev bir rol, dev bir prodüksiyondu. Dalila rolünü yorumlamıştım ve tekrar söylemeyi çok isterim.

Aldığı ödüller hakkında bilgi almak ve ödül almanın, birileri tarafından fark ediliyor olmanın nasıl bir duygu olduğunu sormak istedik.

Aylin Ateş:

  • 2015 Lions Kulübü “Yılın Kadın Sanatçısı” ödülü
  • 2000 Müjdat Gezen Sanat Merkezi – “Yılın Genç Sanatçısı” ödülü
  • 2015 Semiha Berksoy “Onur Ödülü”

Hedefler ve planlar, başarılı bir meslek hayatının vazgeçilmezleri olsa gerek. Hayatının geri kalanı hakkındaki plan ve projeleri hakkında bilgi almak istiyoruz.

Aylin Ateş: Yurtdışında operalarda sahne aldım ve bu yolda daha da güzellerini yapabilmeyi hedefliyorum.

Başarılı bir kadın sanatçının anıları, meslek ve hayat tecrübelerinin aynı yolda ilerleyen insanlara şüphesiz yol göstereceğini düşünerek sorduk. Anılar ve tecrübeler?

Aylin Ateş: Valla hayat tecrübesi olarak herkesin kendini özgürce yaşaması çok önemli. O zaman hayatın bir anlamı olduğunu düşünüyorum.

Aylin Ateş’i anlatır mısınız? En belirgin özellikleriniz nelerdir?

Aylin Ateş: Enerjik bir insan olduğumu söylerler, girdiğim ortamları canlandırırım. Bu özelliğimi seviyorum. İnsanları seviyorum, insanlardan enerji alıyor, insanlara enerji veriyorum. Eşim sabahları nalet olduğumu söylüyor gerçi. Kahve içene kadar sanırım öyleyim. Disiplinliyimdir, eğlence ve çalışma zamanlarını birbirinden ayırabilme yeteneğim var.

Aslında bitmese de olur nitelikteki sohbetimizi bitirirken çok heyecanlandık. Zira Anadolu’da doğan ve büyüyen, daha sonra göç yöntemiyle devşirme metropol vatandaşı olan bir nesil için opera, bizi Eurovizyonda sonuncu yapan kötü bir şeyden ibaretti. İşte bu duygularla tam da nefret etmeye başlayıp bizi hayatta hiçbir güç operaya götüremez dediğiniz zamanların birinde ön yargısız ve hiçkimsenin etkisi olmadan kendinizi opera izlerken bulmuşsanız büyük olasılıkla iflah olmaz bir OPERA fanatizminin içindesiniz demektir.

Bir sonraki konuğumuzda görüşmek üzere.

——

Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü internet sitesinde Aylin Ateş’e ayrılan sayfalarda bakın neler yazıyor. Kısa bir özeti paylaşalım:

Ateş bugüne dek aralarında Ukrayna Ulusal Senfoni Orkestrası, İsrail Senfoni Orkestrası, Osnabrück Senfoni Orkestrası, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası, Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası, Bilkent Senfoni Orkestrası; İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya ve Mersin Opera ve Bale orkestralarının bulunduğu topluluklarla Fransa, Almanya, Portekiz, İspanya, İsrail, Ermenistan ve Türkiye’de sahne almış; İspanya’da Cem Mansur yönetimindeki CSO eşliğinde A. A. Saygun’un ‘İnsan Üzerine Deyişler – 5 Şarkı’ eserini Madrid Auditorio Nacional de Música’da seslendirmiştir.

Siz iyisi mi www.operabale.gov.tr adresini mutlaka ziyaret edin.

AYLİN ATEŞ
OPERA SANATÇISI
KASTAMONU – TAŞKÖPRÜ
DOĞUM YERİ: İSTANBUL
KATEGORİ: GURBET ELÇİLERİ
TARİH: 17.04.2020
RÖPORTAJ: NECLA TUZCUOĞLU
EDİTÖR: LEVENT ZİHNİOĞLU

Yorumunuz

Related Posts

SAFALAN.COMKastamonu Kültür ve Sanatına dair.

(c) 7S Danışmanlık ve Bilgi Teknolojileri, Tüm Hakları Saklıdır.

1. Basılı yayınlarda yazının tamamı ve/veya bir kısmı www.safalan.com kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.
2. Akademik çalışmalarda hiçbir sınırlama yoktur.
3. Elektronik ortamda yayınlanma durumunda kaynak göstermek kaydıyla içeriklerin %40'ı alınıp yazının devamı için Safalan.com’a link verilmesi durumunda alıntı yapılabilir.