Kastamonu’da Geleneksel Yaşamın Ayak izleri

İstanbul’un berbat trafiğinde yol tamamen tıkanmış, 2 km.lik mesafeyi 1 saat 20 dakikadır hala geçememişken etrafımda gördüğüm cam giydirme cepheli modern kuleler bir anlam ifade etmiyor, aksine daha çok şehirden kaçış isteği uyandırıyor.

Artık daha hızlNurderen_eskiev_02ı ulaşım yapabilecek araçlara sahibiz, toplu ulaşım araçları çok ama yollar yetmiyor. İletişim çağındayız, birbirimizle her istediğimizde konuşabiliyoruz, hatta birbirimizi görebiliyoruz ama sanal olarak, mesafeler çok uzak. Isıtma, soğutma kolaylıkla sağlanabiliyor ama doğanın dengesini bozuyor. Bunlar gibi çok örnek var. Geleneksel yaşamlarda ise günümüzde var olan birçok kolaylığa sahip olunmamasına rağmen, zaman içinde her şey kendiliğinden öyle güzel bir düzene oturtulmuş ki hayat yine büyük bir akıcılıkla devam etmiş. Bunun en güzel yansıması da geleneksel Türk evlerinde görülmekte.

Geçmişte insanlar yaşam tarzlarını sadece kendi çıkarları doğrultusunda değil, bulundukları bölgenin özelliklerine ve içinde bulundukları toplumun değer yargılarına göre yönlendirmişlerdir. Türk evinin kendine has özellikleriyle uzun zaman devam etmesi, toplumun geleneklerine bağlılığı ve kültür sisteminin sürekliliği sonucu olmuştur. Günümüzde ise altyapı, estetik gibi birçok fiziksel etki göz ardı edilirken,  sosyal ve kültürel faktörler hesaba katılmadan oluşturulan çarpık yapılaşma özellikle büyük şehirleri gittikçe daha büyük çıkmaza sokmakta.

Modern hayatın getirdikleri ve götürdükleri karşılaştırıldığında hangisi ağır basar acaba? Ya da geleneksel yaşamın izlerinin bolca bulunduğu Kastamonu gibi bir kentte yaşamak bize neler katar?

Kastamonu’daki kent gelişimine baktığımızda burasının cumhuriyetin ilanıyla il merkezi olduğunu ancak ekonomik gelişmesinin durması sonucu demografik ve toplumsal baskılardan uzak kalarak özgün tarihi doku özelliklerini pek çok Anadolu kentine oranla daha fazla koruyabildiğini görmekteyiz. ( Eyüpgiller 1999)

Halkın kültürünü belirlemek için sarayları, tapınakları incelemek yerine evlerin incelenmesi gerekir. Çünkü halk geleneği, çoğunluğun kültürünü ifade eder. Geleneksel yapıların incelenmesi, yok olmuş veya yok olmaya yüz tutmuş değer yargılarını, hayat tarzlarını anlamaya yardımcı olur.

Kastamonu evlerinde de diğer geleneksel Türk evlerinde olduğu gibi kısıtlayıcı ve yönlendirici, aynı zamanda yapının karakterini belirleyen çeşitli faktörler olmuştur. İklim ( sıcaklık, yağış, rüzgar, rutubet, ışık), malzeme ve topografya gibi fiziksel etkenlerin yanı sıra, yaşama biçimi, aile yapısı, din, mahremiyet, sosyal ilişkiler, ekonomi, estetik değerler ve savunma gibi sosyal ve kültürel etkenler insanların hayatlarını ve yaşadıkları mekanları belirlemiştir.

Soğuk kara iklimi sofaları içeri çekip, alt katta basık tavanlı kolay ısınabilen kış odalarını getirirken, yaz için en üst katta yüksek tavanlı ferah odalar da oluşturulmuş. Yağış dik kiremit çatıları getirmiş, çevrenin bol ağaçlı bitki örtüsü evlerin yapım malzemesi olan ahşabı belirlemiş, derenin iki yanındaki dik arazi ise eğim çizgilerine paralel yerleşmiş bir şehir düzenini getirmiştir. Bu eğimli arazide yer alan evlerin bazılarında dağlardan gelen su evden eve, her evin içinde yer alan küçük havuzlarda birikerek akıp, su ihtiyaçlarını karşılayacak bir düzen oluşturmuştur.

Evlerin şekillenmesinde bunlar gibi dış etkenler de etkili olmakla birlikte geleneksel yaşam tarzının getirdiği etkiler göz ardı edilemeyecek kadar çoktur. Örneğin kalabalık aile yapısı çok odalı, sofalı plan tipini oluşturmuştur. Sofa, bütün ailenin bir araya toplandığı, manzaraya yönlendirilmiş en önemli mekân olmuştur. Misafire verilen önem, evin en güzel yerinde, en özenli oda olan baş odanın ortaya çıkmasını sağlamıştır. Dinin ve mahremiyetin günlük yaşam üzerindeki etkisi bazı konutlarda kadın ve erkek için ayrı mekanlar olan harem ve selamlık bölümlerinin yapılmasına, dış cepheye bakan pencerelere kafeslerin koyulmasına sebep olmuştur.

Binaların formlarını anlayabilmek için insanların davranışlarını anlamak gerekir. Çünkü bina formu insanların davranışları ile hayat tarzlarının fiziki olarak bir araya gelişleridir. Binalar ise, inşa edildikten sonra insanların davranışlarını ve hayat tarzlarını etkiler.  ( Rapoport  1969 )

Genel olarak bakıldığında eski Türk e
vlerinde benzer yaşam tarzları belli plan şemaları oluşturmuş ama yine de her bir ev ayrı bir hayat hikayesi olmuştur. Günümüzde eski değerleri birebir sürdürebilmek mümkün değil. Çok hızlı bir değişim yaşıyoruz. Ama geçmişin izlerini bugüne taşımak, kimi yerde olduğu gibi, kimi yerde işlev değişikliği ile onu yaşatmak mümkün. Kastamonu’nun gelenekleri, kültürü bu evlerde hala yaşıyor. En azından elimizde kalanlara sahip çıkıp, onlarda yaşanan güzelliklerin gelecek nesillere taşınabilmesini sağlarsak bu da büyük bir adımdır.

– K. K. Eyüpgiller , 1999,  Bir Kent Tarihi KASTAMONU

– A. Rapoport, 1969,  House Form and Culture

Previous post

Kastamonu’ya köprü olalım, köprü kurmayalım

Next post

This is the most recent story.

No Comment

Leave a reply