Ağustos 2015

Nurderen_eskiev_01

İstanbul’un berbat trafiğinde yol tamamen tıkanmış, 2 km.lik mesafeyi 1 saat 20 dakikadır hala geçememişken etrafımda gördüğüm cam giydirme cepheli modern kuleler bir anlam ifade etmiyor, aksine daha çok şehirden kaçış isteği uyandırıyor. Artık daha hızlı ulaşım yapabilecek araçlara sahibiz, toplu ulaşım araçları çok ama yollar yetmiyor. İletişim çağındayız, birbirimizle

sati_ergun02

“Kastamonulu ‘Kastamonuluyum’ demeye korkardı. Kimliğini ortaya çıkarmaya korkardı. Hastanelere, belediyelere giderdim, bir bakardım herkes Karadenizli, doğu kökenli. Bir tane Kastamonulu yok. Olmaz mı? Olsa bile adam ‘Kastamonuluyum’ demeye korkuyor. ‘Kastamonuluyum’ diye öne çıkmıyor.” Önce göç hikayenizi öğrenelim. İstanbul’a nasıl gelindi? Babam 1930 senesinde İstanbul Beşiktaş’a gelmiş. Altı kardeşlermiş. Babamın adı

yavuzyaman_05

Galatasaray spor kulübünün lisanslı sporcusu, Türkiye’nin ilk sörfçülerinden ve otomobil yarışçısı Talat Mümtaz Yaman. Dört bir yanı madalya ve kupalarla dolu olan odası hala korunan sporcu torun Talat Mümtaz Yaman. Bu haftaki konumuz ikisi de ışık olmuş, toprak olmuş bir dede ve torun’un Talat Mümtaz Yaman’ların öyküsü. Konuğumuz ise dede

huseyinozbek04

– Kastamonu’da ki festivaller biraz ayağa düşmüş durumda. Festivalden daha çok panayırlaşmış durumda. Bu panayırlaşmış basit ve yoz eğlence havasından kurtarmak lazım. -Kas-Der’in kurucuları İkinci dünya savaşının yokluk yıllarında mahrumiyet yıllarında Kastamonu’da kent dokusunun Osmanlıdan devir aldıkları mirasın henüz deforme olmadığı, ama Cumhuriyet heyecanının da yaşandığı bir dönemin bir kuşağın

yavuzballik00

– Kastamonu adı altında birleşmenin en güzel ve belki de nadir örneklerinden birinin temelini atıyor olmak, herşeyden önce ortak bir amaç etrafında toplanabilmek, vizyon sahibi olmak ve hepsinden önemlisi sevgilerin en yücesi olan memleket sevgisini derinlerde hissetmekle açıklanabilir. 70li yılların sonlarında Beşiktaş Barbaros Bulvarı’nda bulunan 4. noter ofisinde bir grup